Traducerea "insistent" la limba turcă:
Exemple (Surse externe, care nu sunt revizuite)
| E foarte insistent. | Çok ısrar etti. |
| Esti foarte insistent. | Ne kadar israrci bir insansin. |
| E mai insistent decât tine. | Senden daha arsız biri. Gördün mü? |
| Te priveam insistent, nui aşa? | Yüzünüze bakakaldım. |
| Cred că eşti absurd, foarte insistent şi... | Bana kalırsa sen çok aptal, çok ısrarcı ve... |
| Feritiva de dl. Barza acest insistent tip | Azimli Bay Leylek'e, dikkatlice bak ona... |
| Dar eşti un om prea insistent, Neale. | Ama sen çok inatçı bir adamsın Neale. |
| Turbo e destul de insistent cu aripioara lui. | Göreceksiniz, Turbo vuran koluyla gayet istekli ve şimdi diğer penguene bakıyor |
| Mi se pare că sunteţi insistent cu doamna. | Bana bayanı rahatsız ediyorsun gibi geliyor. |
| Un vânzător, a un prera entuziast, un prea insistent. | El sıkıcı, sırt sıvazlayıcı. |
| Ca să spun drept, şi eu mă uitam cam insistent. | Doğrusunu isterseniz, ben de size bakıyordum. |
| Întregul proiect a fost sistat parţial din cauza acestui localnic insistent. | Tüm proje, bir Saraybosnalının inadı yüzünden durma noktasına gelmiş. |
| Bulgaria este îndemnată insistent să semneze următorul acord privitor la Belene | Bulgaristan'a bir sonraki Belene anlaşmasını imzalama çağrısı |
| Ai fost vrăjit de modul meu insistent de a mă agăţa. | Sana içten ve umutsuzca tutunduğum için büyülendin. |
| Nu vreau sa fiu insistent, dar cred ca pierdem timp pretios. | Baskï yapmak istemiyorum, ama zaman kaybediyoruz. |
| Universităţile din Slovenia recomandă insistent facultăţilor lor membre să efectueze evaluare internă. | Slovenya daki üniversiteler öğretim üyelerine iç değerlendirme yapmalarını kuvvetle tavsiye etmektedir. |
| Dar vreau să fiu bine înţeleasă. Dar el... e atât de insistent. | Ama o çok zorlayıcı biri galiba. |
| Încercau mai insistent, perseverau mai îndelungat, și erau mai rezilienți în fața eșecului. | Daha da gayret ettiler, azmettiler ve sonunda başarısızlık karşısında kendilerini daha çabuk toparlayabildiler. |
| Naţionaliştii extremişti sârbi bosniaci cer tot mai insistent ca RS să urmeze exemplul Kosovo. | Bosnalı Sırp radikal milliyetçilerin Kosova örneğini izleme yönündeki çağrıları giderek artıyor. |
| Şi tot ei reclamă insistent şi necesitatea existenţei unui moştenitor suedez de sânge albastru. | Onlar İsveç kanının hükümdarlığına da karşılar. |
| Primul lucru pe care îl învaţă un musulman este cum Coranul solicită şi sprijină insistent alfabetismul. | Bana Müslüman olan herkesin bildiği ilk şey Kuran'ın okur yazarlığı gerektirdiği ve güçlü bir şekilde de desteklediğidir dedi. |
| Libia a cerut insistent săptămâna aceasta găsirea unei soluţii la actuala sa criză, dar în termenii săi. | Libya bu hafta, devam eden siyasi krize bir çözüm bulunması için bastırıyor, fakat kendi şartlarıyla. |
| Agentia pentru Privatizare, la randul ei, a sustinut insistent ca a condus procesul de privatizare in mod echitabil. | Özelleştirme İdaresi ise satış sürecinin adil olduğunu belirterek, yanlış bir şey yapmadığında ısrar etti. |
| Actualul impas i a determinat însă pe separatiştii din Kosovo să ceară tot mai insistent declararea unilaterală a independenţei. | Ancak içinde bulunulan çıkmaz, Kosova'daki ayrılıkçıların tek taraflı bir bağımsızlık ilanı yönündeki çağrılarını artırdı. |
| De asemenea, ei au recomandat insistent îmbunătăţirea modului de procesare a cererilor de documente, acces la arhive şi disponibilitate a martorilor. | Yetkililer bunun yanında, belge istemlerine uygulanan muameleler, arşivlere erişim ve tanıklara ulaşım konularında iyileşme sağlanmasını da talep ettiler. |
| De asemenea, în textul acestuia se recomandă insistent includerea în noua declaraţie politică a ONU a unui ansamblu de elementecheie și priorităţi. | Cezaevlerine de uyuşturucu talebinin azaltılması başlığı altında özel önem atfedilmekte, Üye Devletler e cezaevlerindeki uyuşturucu kullanıcılarına cezaevi dışındakilere denk hizmetler sunmaya ve genel olarak, bu ortamdaki uyuşturucu hizmetlerini ve uyuşturucu sorunlarının izlenmesini iyileştirmeye çağıran eylemlere yer verilmektedir. |
| Făcând referire la impasul politic persistent din Albania, Clinton i a îndemnat insistent pe liderii guvernului şi ai opoziţiei să colaboreze pentru ca ţara să progreseze. | Arnavutluk'ta devam eden siyasi çıkmaza atıfta da bulunan Clinton, iktidar ve muhalefetteki liderleri ülkeyi ileriye götürmek için birlikte çalışmaya çağırdı. |
| Acum, CE cere insistent autoritatilor sa actioneze cat se poate de rapid pentru a se asigura ca sistemul judiciar este liber de orice presiune din partea politicului. | Komisyon artık yetkileri yargının siyasetten bağımsızlığını kazanması için olabildiğince ivedi davranılmasını istiyor. |
| Această notificare este afișată cînd o sarcină de suspendare este pe cale de a fi îndeplinită și declanșează o numărătoare inversă. De aceea, se recomandă insistent să o lăsați activată. Name | Bu bildirim bir askıya alma işlemi tamamlanmak üzereyken gösterilir ve geri sayım işlemi başlar. Bu seçeneği açık bırakmanız şiddetle önerilir. Name |
| Şi asta mi aminteşte de ceva ce am înţeles că Lord Salisbury i a spus Reginei Victoria acum mai bine de 100 de ani, când îl ruga insistent, Te rog schimbă. | Ve bu bana lütfen değişiklik diye... ...baskı yaptığında, Lord Salisbury'nin yüzyılı aşkın... ...bir süre önce Kraliçe Victoria'ya söylediği bir şeyi anımsatıyor. |
| Totuşi, acordul s a dovedit greu de atins În mod similar, BiH a fost îndemnată insistent să aducă schimbări majore componenţei actuale a statului lucru considerat complicat, ineficient şi scump însă şi acest efort a eşuat. | BH, Anlaşmayı bu yıl imzalayabilseydi önemli bir aşama kaydedilebilirdi, fakat bunun pek de mümkün olmadığı anlaşıldı. BH den karmaşık, verimsiz ve yüksek maliyetli mevcut devlet yapısında belli başlı değişiklikler yapması da talep ediliyor, ama bu konuda da çeşitli engeller var. |
| Rezoluţia din 7 octombrie cere insistent o anchetă imediată şi obiectivă a incidentului ce a avut loc la sfârşitul lunii septembrie la Jarinje, punctul de control administrativ al Kosovo cu Serbia, când şase persoane au fost împuşcate. | 7 Ekim kararı kapsamında, Eylül ayı sonunda Kosova'nın Sırbistan sınırındaki Yarinye idari kontrol noktasında meydana gelen ve altı kişinin vurulmasıyla sonuçlanan olayın derhal ve tarafsız bir şekilde soruşturulması öngörülüyor. |
| Un Dodik tot mai insistent provoacă în mod deschis autoritatea internaţională să supravegheze implementarea acordului Dayton şi construcţia instituţiilor viabile la nivel de stat. Pentru prima dată din 1997 există perspectiva reală ca RS să facă mai multe decât să pună piedici , a avertizat ICG. | ICG, Giderek daha iddialı konuşan Dodik, uluslararası topluma Dayton'un uygulanması ve devlet düzeyinde yaşatılabilir kurumlar inşa edilmesini denetlemek için açıkça meydan okumaktadır. 1997 yılından bu yana ilk defa, SC'nin yalnızca engellemekten fazlasını yapabileceği yönünde gerçek bir umut vardır. şeklinde uyardı. |
| In urma celui de al doilea esec inregistrat in alegerile prezidentiale in numai ultimele sase saptamani, observatorii internationali au cerut insistent Muntenegrului sa si reformeze legile electorale si sa elimine prevederea care care a asigurat conditiile pentru invalidarea unui numar indefinit de tururi de scrutin. | Son altı hafta içinde ikinci kez başarısızlığa uğrayan cumhurbaşkanlığı seçim girişiminin ardından, uluslararası seçim gözlemcileri Karadağlı yetkililerden seçim yasasında reform yapılarak sayısız defa başarısız seçim girişimine yol açılmasının önünün alınmasını istedi. |
| Un important oficial ONU a recomandat insistent Consiliului de Securitate să respingă solicitările de încheiere a activităţii UNMIK, afirmând că această instituţie joacă un rol crucial în promovarea dialogului şi multietnicităţii din provincie, sprijinind lungul proces de înfiinţare a instituţiilor de guvernare independente şi funcţionale. | Üst düzey bir BM yetkilisi, UNMIK'in bölgede diyaloğun sürdürülmesi ve çoklu etnik özelliklerin barındırılmasında kritik rol oynadığını ve bağımsız ve işlevsel hükümet kurumlarının oluşturulması yönündeki uzun süreçte yardımcı olduğunu belirterek, Güvenlik Konseyini UNMIK'e son verilmesi yönündeki çağrıları reddetmesi yönünde tavsiyede bulundu. |
Căutări asemanatoare: Insistent -